• green
    Özel Öğrenme Güçlüğü
    Alanında uzman akademik kadromuz ile profesyonel ve bilimsel yaklaşım.
  • yellow
    Duyu bütünlemesi;
    Öğrenme becerileri, konsantrasyon, okul başarısı, sosyal iletişim ve oyun becerilerinde problemlere neden olan etkenlerin ortadan kaldırılmasına yönelik "Duyu Bütünlemesi" uygulanır.
  • blue
    Destek Eğitim Programları
    Herhangi bir gelişim alanında biyolojik yaşının altında beceri sergileyen bireylere, o alana uygun eğitim programları uygulanır.

HABERLER

GEDEX artık kurumumuzda kullanılmaktadır.

Son olarak Türkiye'de ilk defa geliştirilen interaktif ve akıllı eğitim yazılımı GEDEX artık kurumumuzda kullanılmaktadır. Yazılımı Türkiye'de kullanan 5 kurumdan biriyiz. GEDEX: Türkiye'nin ilk gerçek "İnteraktif ve akıllı" eğitim yazılımıdır. * Dokunmatik Ekranlı Bilgisayarlar" ve "Etkileşimli Tahtalarda" sesli,görsel ve dokunsal öğretim yapar. * 100.000'in üzerinde interaktif ekrandan oluşan eğitsel içeriği ile bu alanda tektir ve liderdir. * "Özel Eğitim" mantığıyla ve "destek eğitim programları" temelinde hazırlanmıştır. * Eğitimde, Öğretmen, Aile ve Okul işbirliğini sağlar. * Teknolojinin tüm olanaklarını "Özel Eğitimin" hizmetine sunar. Son olarak Türkiye'de ilk defa geliştirilen interaktif ve akıllı eğitim yazılımı GEDEX artık vakfımızda kullanılmaktadır. Yazılımı Türkiye'de kullanan 5 kurumdan biriyiz. GEDEX: Türkiye'nin ilk gerçek "İnteraktif ve akıllı" eğitim yazılımıdır. * Dokunmatik Ekranlı Bilgisayarlar" ve "Etkileşimli Tahtalarda" sesli,görsel ve dokunsal öğretim yapar. * 100.000'in üzerinde interaktif ekrandan oluşan eğitsel içeriği ile bu alanda tektir ve liderdir. * "Özel Eğitim" mantığıyla ve "destek eğitim programları" temelinde hazırlanmıştır. * Eğitimde, Öğretmen, Aile ve Okul işbirliğini sağlar. * Teknolojinin tüm olanaklarını "Özel Eğitimin" hizmetine sunar.

Psikoloğumuz Cansu SEÇGİN'den, Çocukları Okula Başlayan Ebeveynlere Bazı Öneriler


Kaygı (anksiyete), bir durum veya nesneyle karşı karşıya kalındığında kişinin yaşadığı fiziksel-duygusal ve zihinsel değişim olarak tanımlanabilir. Kaygı yaşamın normal bir parçasıdır. Herkes günlük yaşam içinde değişik konularla ilgili kaygı duyabilir. Yetişmesi gereken bir iş, sınav, sağlık, para, çocuklar ve aileyle ilgili sorunlar birçok insanı kaygılandırabilir. Aslında kaygı, bir ölçüde bizim günlük sorunlarla baş edebilmemiz için hazırlıklı olmamızı, bir tehlike durumunda da hızlı karar verip kurtulmamızı sağlar. Yani kaygı, belli bir düzeyde gereklidir ve kaygının motive edici özelliği de vardır. Ancak kaygının düzeyi arttıkça kişi üzerinde engelleyici etkileri de o oranda artmaktadır.

Okul kaygısı ise, "Okul çağı içindeki çocuğun okula gitmek istememesi, okulu-arkadaşlarını kabul etmemesi ve okula gitmekten kaçınması" olarak tanımlanmaktadır.

Okul kaygısı ebeveynlerin sıklıkla karşılaştıkları sorunlar arasındadır. Bu süreci daha kolay atlatabilmek için okula başlayacak çocuğu olan ebeveynlere bu süreci kolaylaştıracak bazı öneriler şunlardır:

• Öncelikle kaygının pek çok nedeni olabileceği unutulmamalı ve çocuğun kaygısının hangi nedenden kaynaklandığı araştırılmalıdır.

• Okula başlayacak çocuğa; ebeveynleri tarafından okul, öğretmen, arkadaşlar, dersler vb. hakkında bilgilendirici bir konuşma yapılmalıdır. Çocuktaki kaygının en önemli nedenlerinden biri belirsizliktir. Çocuğun okul ortamı gibi ilk kez karşılaşacağı bir durumdan kaygı duyması gayet doğal bir süreçtir. Bu tarz bir açıklamayla çocuğun kafasındaki soru işaretlerini ortadan kaldırmak ve onu rahatlatmak mümkündür.

• Okulun çocuğun hayatında önemli bir rolü olduğu, okula başlarken her çocuğun zorluk çekebileceği ancak zamanla buna alışacağı çocuğa anlatılmalıdır.

• Çocuğa, "Okula gitmek istiyor musun?" diye sorulmamalıdır. Okula gitmenin zorunlu bir davranış olduğu çocuğa açıkça anlatılmalı ve davranışlarla da desteklenmelidir.

• Bu süreçte anne babalar kararlı olmalı; çocuğa karşı otoritelerinden taviz vermemelidirler. Okula gitmek istemeyen çocuğun evde kalmasına izin verilmesi, çocuğun bu davranışını pekiştireceğinden bu tarz bir davranış ileride daha büyük sorunlara yol açabilir.

• Okula gitmeyle ilgili bütün aile bireyleri ortak tutum benimsemeli ve özellikle anne baba arasında tutarlılık sağlanmalıdır.

• Çocuğun okul kaygısının onun anne babaya bağımlı olmasından kaynaklandığı düşünülüyorsa ev içinde de çocuğun anne babaya bağımlı olması azaltılmaya çalışılmalı, kendi başına bulduğu uğraşlar konusunda destek olunmalı, tek başına da oynayabileceği oyuncaklar ve oyunlar alınmalıdır.

• Bazı durumlarda kaygıyı yaşayan taraf sadece çocuk olmaz. Anne babalar da çocukları okula başlarken bazı kaygılar yaşayabilirler. Çocuklarından ayrılma kaygısı yaşayan anne-babaların olumsuz duygularını çocuklarına yansıtmadan, nötr bir ifade ile okula göndermeleri, çocuğun okula uyumunu kolaylaştıracaktır. Okulun ilk günü çocuğundan ayrılırken anne-babanın aşırı duygusal tepkiler vermesi, çocuğuna uzun süre sarılması, ağlaması gibi vedalaşmalar çocuğun kaygısını arttıracağından ebeveynlerin buna dikkat etmeleri gerekmektedir.

• Eğer çocuğun kaygısını azaltmak için yapılanlar etkili olmazsa bir uzman desteği alınması yararlı olacaktır.



Psikolog Cansu SEÇGİN

ETKİNLİKLER

Çocuk İhmal ve İstismarı Semineri

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü ve Buca Mutlu Çocuklar Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi işbirliği ile, 22 Mart 2016 tarihinde Salı Günü Saat: 16:00'da Özel Buca Mutlu Çocuklar Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde "Çocuk İhmal ve İstismarı" Eğitim Semineri gerçekleştirilmiştir. Velilerimizin yoğun ilgi gösterdiği seminere katılımlarından dolayı çok teşekkür ederiz.

18 Mart Çanakkale Zaferi ve Çanakkale Şehitlerini Anma Günü

Kurumumuzda 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Çanakkale Şehitlerini Anma Günü'nün 101.yılını kurumumuzda törenle andık. Şehitlerimiz için 1 dakikalık saygı duruşu ve ardından büyük bir coşkuyla söylenen İstiklal Marşımız okunmuştur. Ardından Zihinsel Engelliler Sınıf Öğretmenimiz Emine Güray bu günün anlamı ve önemi hakkında konuşmasını yaptıktan sonra, öğrencilerimizden Mehmet Latif Coşacak, Efe Şimbil, Zeliha Yiğit, Hürkan Kuzu, ŞevinCoşacak, Şevval Coşacak "Çanakkalenin Zaferi" ile ilgili şiirlerini okumuşlardır. Gün boyunca kurumumuzda Çanakkale Türküleri çalmıştır. . Yok edilmek istenen bir ulusun Atatürk'ün komutasında şahlanarak düşmanlarına karşı koyması bakımından,Tük ulusu için büyük öneme sahip olan bu savaşı çocuklarımıza anlatmalıyız. Çanakkale Savaşları'nın ilki olan Çanakkale Deniz Zaferi 18 Mart 1915'te kazanılmıştır. Bizler de her yıl 18 Mart günü bu zaferi kutlar, bu ulus ve vatan için canlarını veren şehitlerimizi hatırlar, onlara layık birer Tük olmak için çalışacağımıza ant içerek, onları minnet ve şükranla anarız.

Atlarla Terapi

Türkiye Jokey Kulubü'nün sağladıkları olanaklarla, Psikoloğumuz eşliğinde At Terapisi yapılmaktadır. Terapi sırasında öğrencilerimiz koruyucu yelek ve kasklarını takmaktadırlar. Etkinlikler sırasında, Jokey Kulubü'nün herhangi bir kaza durumunda sağlık ekipleri hazır bulundurulmaktadır. At Terapisi ile amacımız; çocuklarımızın öncelikle öz güvenlerini geliştirmek, vücutlarını dengede tutmayı sağlamak, hayvan sevgisini aşılamak, refleksleri geliştirmektir.

Öğrencilerimizin Doğum Günü Kutlamaları

Öğrencilerimizin Doğum Günü Kutlamaları', '
Öğrencilerimiz Doğum Günlerini öğretmenleri ve arkadaşları ile de kutluyorlar.

Tüm öğrencilerimize yaşamları boyunca sağlıklı, mutlu, yaşam sevinci dolu, güzel yıllar diliyoruz...

TÜM ETKİNLİKLER

'Gerçek kurtuluş ancak cehaletin ortadan kaldırılmasıyla olur. Cehalet kaldırılmadıkça toplum yerinde kalıyor demektir, yerinde duran bir şey ise geriye gidiyor demektir.'

'Dünyada her şey için, uygarlık için, yaşam için, başarı için en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlim ve fen haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, delalettir.'

'Bilgiye sahip olarak doğmuş birisi değilim. Öğretmeyi seviyorum ve öğrenmeye çalışıyorum.'

'Eğitim her şeydir. Şeftali bir zamanlar acı bir bademdi; karnabahar, üniversite eğitimi almış bir lahanadan başka bir şey değildir.'

Dünyada her şeye değer biçilebilir, ama öğretmenin eserine değer biçilemez. Çünkü, onun eseri her şeydir ve hem de hiçbir şeydir.

Bir topluluk ulus olabilmek için mutlaka eğiticilere, öğretmenlere muhtaçtır. Onlardır ki,toplumun gerçek bir ulus haline getirirler.

Bizi güçlü yapan yediklerimiz değil, hazmettiklerimizdir. Bizi zengin yapan kazandıklarımız değil, muhafaza ettiklerimizdir. Bizi bilgili yapan okuduklarımız değil, kafamıza yerleştirdiklerimizdir.

Düşünmeden öğrenmek faydasız, öğrenmeden düşünmek tehlikelidir.

Hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgar yardım edemez.

Eğitim, ferdin yaşama sanatını idrak edebilmesi için, rehber olmalıdır.

Bir ülkenin geleceği, o ülke insanlarının göreceği eğitime bağlıdır.

Eğitim, meyvenin kendisi değil, bilgi ağacından meyve toplamaya yarayan bir merdivendir.

Eğitimden geçmeyen hayal gücüne sahip olanların, kanatları vardır; ama ayakları yoktur.

Eğitimin insanı bozmaması yetmez, daha iyiden yana değiştirmesi gerekir.

İnsanlar birey halinde eğitilmelidir; çünkü ancak bireylerin tek başlarına yükselmesiyle, toplumların yeterli bir şekilde yükselmesi mümkün olabilir.

DUYURULAR

FATİH Projesi Eğitim Teknolojileri Zirvesi Ankara’da yapıldı

Zirve Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın katılımıyla gerçekleşti. Bakan Avcı, Eğitim Teknolojileri Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, “eğitimin dünyanın tüm ülkelerinde artık daha karmaşık ve daha meşakkatli bir görev haline geldiğini söyledi. Bugünkü eğitim modelinin, okul binalarının özelliklerinden sınıfta oturma düzenlerine kadar 19. yüzyılda şekillenmiş bir anlayışın ürünü olduğunu belirten Bakan Avcı, Sanayi devriminin oluşturduğu insan gücü ihtiyacını gidermek, fabrikalara eleman temin etmek üzere örgütlenmiş bir eğitim modelinin aynı anlayışla bugün de yoluna devam etmesi artık çok zor” diye konuştu. “Eğitimde zamanın ruhuna göre yenilenmeye, formatlamaya ihtiyacımız var” Eğitimde hoca- talebe, öğretmen-öğrenci ilişkisine dayanan vahim bir yaranın bulunduğuna değinen Bakan Avcı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu ontolojik münasebetten, yetiştirmeye, yönlendirmeye dayalı bu temelden vazgeçmemiz de mümkün görünmüyor. Demek ki eğitimin geleneksel birikimini ve yöntemlerini muhafaza ederken zamanın ruhuna göre bir yenilenmeye, sizlerin de aşina olduğu bir kelimeyle ifade edecek olursak bir formatlamaya ihtiyacımız var. Üstelik bir defa güncelleyip uzun süre idare etmemiz de artık mümkün değil. Eğitim süreçlerini ve eğitim ortamlarını, esas cevheri, ana özü koruyarak sürekli bir güncellemenin ve yenilenmenin neredeyse otomatiğe bağlandığı bir dinamizme kavuşturmak gerekiyor.” “Enformasyon kaynaklarındaki hızlı değişim, bizi eğitim kurumlarımızı yeniden tasarlamaya icbar ediyor.” Bakan Avcı, insanlığın 20. yüzyılın sonlarında büyük bir dönüşüm yaşadığını, dijital devrimin, tüm iletişim becerilerini değiştirdiğini, dönüştürdüğünü, sosyalleşmenin, bir toplum içinde yaşama ihtiyacının da şekil ve yön değiştirdiğini anlattı. Bakan Avcı, şehirlerin, mahallelerin, okulların tesis ettiği ilişki biçimlerinin, büyük oranda artık dijital veriler üzerinde yükselen sanal dünyaya kaydığını belirtti. Bu değişimin bir sonucu olarak okul dışı bilgi merkezlerinin çoğaldığını, okulların bilgi ve enformasyon aktarımında merkez olma özelliklerini kaybettiğini dile getiren Bakan Avcı, şunları kaydetti: “Öğrencilerimiz, okul dışında örgütlenen bu kaynaklardan yoğun bir biçimde beslenmeye başladı, talepleri de beklentileri de bu anlamda değişime uğradı. Eğitim teknolojilerindeki, bilgi ve enformasyon kaynaklarındaki bu hızlı değişim, bizi eğitim kurumlarımızı yeniden tasarlamaya da icbar ediyor. Bu nedenle eğitim teknolojileriyle donattığımız okullarımızı, oluşan yeni kaynaklarla buluşturuyoruz. Eğitim materyallerinin olağanüstü çeşitlenmesi, zamanın gerçekleri, yaşanan değişimler, eğitimi tepeden tırnağa yeniden tasarlama zorunluluğunu da beraberinde getiriyor. “Bakanlık olarak eğitim süreçlerini gözden geçirme zorunluluğunun farkındayız” “Bakanlık olarak eğitim süreçlerini gözden geçirme zorunluluğunun farkındayız ve bu konuya odaklanmış durumdayız. FATİH, işte bu amaçla gerçekleştirilen büyük bir eğitim hamlesinin adıdır. Türkiye´nin FATİH projesi ve Eğitim Bilişim Ağı (EBA) ile eğitim teknolojilerinde önemli bir konuma yükseldiğini bildiren Bakan Avcı, "Hem sayısal büyüklük hem de nitelik bakımdan artık bunu rahatça söyleyebiliyoruz. Eğitim teknolojilerindeki yenilikleri FATİH projesiyle okullarımıza taşırken, EBA´yla da günün şartlarına cevap verecek muhtevayı öğretmen ve öğrencilerimize iyi tasarlanmış bir ortamda sunuyoruz. Bakanlığımızın teknolojideki yenilikleri eğitime yansıtma çalışmalarını sadece cihaz temin etme ya da tablet dağıtma düzeyinde bırakmadığını, donanım imkânlarını müfredatla ve yeni eğitim mimarisiyle birleştirme konusunda da çok önemli ve ciddi çalışmalar yaptığını belirtmek isterim” değerlendirmesini yaptı. Bu çalışmaları öğretmenlerle birlikte yaparken üniversitelerin, sivil toplum örgütlerinin ve sektör temsilcilerinin birikimlerinden de yararlanmak istediklerini dile getiren Bakan Avcı, Eğitim Teknolojileri Zirvesi´nin de bu çalışmaların bir ürünü olduğunu söyledi. Eğitim teknolojilerinin eğitime uyarlanmasında pek çok parametrenin gündemlerine geldiğini, standartların ve stratejilerin incelikli çalışmalarla belirlendiğini anlatan Bakan Avcı, “Ümit ediyorum ki burada sunulacak bildiriler ve tartışmalar, bu yönde bize yol gösterecek ve çok değerli katkılar sunacak” dedi. Bakan Avcı, konuşmasının ardından Google Eğitim Direktörü Bram Bout´a plaket takdim ederek, ceketinin üst cebine takması için dolma kalem hediye etti. “Eğitimde FATİH projesi, bilişim sektöründe çok önemli bir istihdamın oluşmasını sağlıyor” Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürü Dinçer Ateş, FATİH projesinin plan olmaktan çıkarak hayat bulduğunu, adına yakışır şekilde bir eğitim hareketine, teknolojide bir kalkınma hamlesine dönüştüğünü ifade etti. Dünyanın en büyük eğitim teknolojisi hamlesi haline gelen FATİH’le bugün dersliklerin, patenti Millî Eğitim Bakanlığına ait olan etkileşimli tahtalarla donatıldığını, tasarımı Türkiye´de yapılan tablet bilgisayar setlerinin şimdiye kadar 9´uncu sınıf öğrencilerine ve öğretmenlere ulaştırıldığını, çok fonksiyonlu network yazıcıların okullardaki yerini aldığını dile getiren Genel Müdür Ateş, "3 yıl önce hayal edilmesi bile zor olan bu donanım, yazılım, altyapı ve sistemlere bugün itibarıyla sahibiz" dedi. Ateş, FATİH projesinin Türkiye’de yerli bilişim sektörünü teşvik eden, sektörde çok önemli bir istihdamın oluşmasını sağlayan, küresel bilişim sektörünün dikkatini ülkeye çeken, Türkiye’nin kısa ve orta vadede eğitim donanımı, eğitim içeriği ve eğitim yazılımları ihraç eden konuma ulaşmasına önayak olacak bir hacme sahip olduğunu kaydetti. Kapsamını daha da genişletilerek zirveyi gelecek yıllarda da devam ettirme arzusunda olduklarını söyledi. Zirvede, dünya "F" klavye şampiyonlarının klavyeyle anlık yazdıkları konuşmalar ekrana yansıtıldı. Eğitimde A´dan Z´ye yeni teknolojiler Millî Eğitim Bakanlığının ilkini düzenlediği Eğitim Teknoloji Zirvesi´nde, Türkiye´den ve dünyadan öğretmenler, akademisyenler ve sektör temsilcileri, son geliştirdikleri teknolojileri sergiledi. Bakan Nabi Avcı, zirvede “Kodlama- Kod Eğitimi” başlıklı oturuma dinleyici olarak katıldı. Zirvedeki konu başlıkları şöyleydi: “Kodlama- Kod Eğitimi, Geleceğin Teknolojik Sınıfları, Eğitimde Mobil Öğrenme, Üç Boyutlu Teknolojiler, Eğitimde Bilinçli ve Güvenli İnternet Kullanımı, Eğitimde Engelsiz Bilişim, Sosyal Medya ve Bloglar, Oyun Tabanlı Öğrenme-Eğitsel Oyun, E- İçerik Oluşturma ve Araçları, Genç Yazılımcılar, Eğitimde Etkin Etkileşimli Tahta Kullanımı, Öğrenci Merkezli Eğitimde Teknoloji Destekli Başarılı Uygulamalar. Birincisi düzenlenen zirvede İletişim Daire Başkanlığı personeli tarafından katılımcılara anket düzenlendi. Gelecek yıllarda gerçekleştirilecek zirveler için katılımcı ve akademisyenlerin görüşleri alındı. Kısa röportajlar yapıldı. Zirveye katılanlar memnuniyetlerini dile getirdi.

Otizm teşhisinde yeni yöntem

İsrailli uzmanlar, insanların mutluluk verici kokuları daha uzun koklaması özelliğinin otizmli çocuklarda bulunmayabileceğini iddia etti. Weizman Enstitüsü'ndeki araştırmada çocuklar 10 dakikalık bir teste tabi tutuldu. Kırmızı bir hortum hoş ya da hoş olmayan kokuları burna taşırken, yeşil hortum ise nefes alma biçimlerindeki değişimleri kaydetti. Araştırmaya ekibinden doktora öğrencisi Liron Rozenkrantz, doğal gelişim gösteren çocukların kokulara göre nefes alma biçimlerini değiştirdiğini, otizmli çocukların ise bunu hiç yapmadığını aktardı. Araştırma ekibi de teste katılan çocuklarda otizmi yüzde 81 doğruluk payıyla belirleyebilen bir bilgisayar yazılımı geliştirdi.

Engelsiz EBA’ya ‘Engelsiz Kamu Hizmet Ödülü’

Millî Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü bünyesinde yürütülen ve kurumlar arası iş birliği ile düzenlenen bilişim teknolojilerinde evrensel tasarım (BİLTEVT’15) temalı Uluslararası Engelsiz Bilişim 2015 Kongresi ile Engelsiz Bilişim 2015 ödül töreni gerçekleştirildi. Törene, MEB YEĞİTEK Genel Müdürlüğü İletişim Daire Başkanlığı, Türkiye Bilişim Derneği, Eğitimde Görme Engelliler Derneği ile Otizm Vakfı temsilcileri katıldı. Manisa Celal Bayar Üniversitesinin ev sahipliğinde düzenlenen kongre, engelsiz bilişim ödüllerinin verilmesi ile sona erdi. Ödül için kurum ya da hizmetin, bilişim teknolojilerinden yararlanarak engelli bireylerin; sosyal ve ekonomik hayatlarına, kamu kurum hizmetlerinden yararlanmalarına, eğitimlerine, bilgiye erişimlerine doğrudan ya da dolaylı katkı sağlaması şartı aranıyor. Bu kapsamda bu şartları sağlayan Engelsiz EBA, ‘Engelsiz Kamu Hizmet Ödülü’ne layık görüldü. Ödüller, Manisa Valisi Erdoğan Bektaş tarafından verildi.

0-4 yaş grubu çocukların zihinsel gelişimi için test yapın

İstanbul Üniversitesi ve TÜBİTAK, 0-4 yaş arası çocuğu olan ailelere ‘dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, zihinsel gerilik, konuşma bozukluğu ve otizm’ hastalıklarında erken teşhis için online ortamda ücretsiz test imkânı sunuyor. Risk altında olanlara ulaşılarak bilgi veriliyor. İstanbul Üniversitesi (İÜ) İstanbul Tıp Fakültesi ile Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), ‘Erken Tanı Hayat Kurtarır’ sloganı ile önemli bir projeye imza atıyor. ‘Nörogelişimsel Bozuklukları Erken Tespit ve Yönlendirme Projesi (NGBTYP)’ ile yüzlerce çocuğa ulaşılıyor. Proje kapsamında kurulan www.erkenrisk.org sitesi 0-4 yaş arası çocuğu olan ailelere ‘dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, zihinsel gerilik, konuşma bozukluğu ve otizm’ hastalıklarında erken teşhis koyabilme fırsatı sunuyor. Üstelik bunlar ücretsiz. Anne-babalar 24 saat hizmet veren siteye girip çocuğunun adını, soyadını, TC kimlik numarasını yazarak form dolduruyor. 70-80 soruyu cevaplayarak 4 farklı hastalığı tarıyor. Test 25 dakika sürüyor. Sonuçla ilgili bilgiler veriliyor, videolar paylaşılıyor. Ailelerin nasıl bir yol izlemesi gerektiği belirtiliyor. Risk altında olanlarla irtibat kuruluyor. Projedeki uzman doktor, psikologlar ailelere danışmanlık yapıyor. ERKEN TEŞHİS ÖNEMLİ Çalışmanın koordinatörü İÜ İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Osman Abalı, erken teşhisin çok önemli olduğunu belirterek şu bilgileri veriyor: Proje erken çocukluk çağında görülen ve zamanında tespit edilmezse olumsuz seyretme olasılığı çok yüksek bazı hastalıklara odaklanıyor. Çünkü nörogelişimsel bozukluklar altındaki hastalıkların hepsi 0-4 yaş arasında belirtiler vermeye başlıyor. Doğru zamanda yapılan teşhis ve tedavi yöntemleriyle bunların ilerlemesinin önüne geçilebiliyor, olumsuz etkileri azaltılıyor. Testle çocukların risk altında olup olmadığını tespit ediyoruz. Amacımız, yetişkinlerde farkındalık yaratmak; düzenli uzman kontrolüne erişemeyen ailelerin en azından ilk tespit aşamasında kullanabileceği bir aracı hizmete sunmak. Testin doğruluğu yüzde 99 olarak belirlendi. TESTE 50 ÜLKEDEN KATILIM VAR Projenin finansmanını TÜBİTAK üstleniyor. 1.5 yılda 2 bin 500 civarında çocuğa ulaştık. Risk altındakiler bize başvurmasa da uzmanlarımız onlarla iletişim kuruyor. Anne-baba tutumu, bulunduğu ortam, beslenme, sosyal ilişkiler, çevre düzenlemesi konusunda destek veriliyor. Ciddi risk altında olan çocuklara üniversite hastaneleri bünyesinde tedavi olanağı da sunulabiliyor. İstanbul dışında yaşayan, maddi imkânı olmayan ailelerle de yakından ilgileniyor, bulundukları bölgelerdeki hastanelerde randevu almalarına yardımcı oluyoruz. Ayrıca Brezilya, Avusturalya, Avrupa ya da Balkanlardan 50’ye yakın ülkeden başvuru alıyoruz. Türk ailelerle görüntülü görüşmeler yapıyoruz. Uzun vadede ise bir merkez kurmak istiyoruz.

Üniversitelerde "özel eğitim" tek çatı altında birleşecek

Şişman, MEB'in 2014'te Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı Öğretmenlik Alanları, Atama ve Ders Okutma Esaslarını değiştirdiğini ve zihinsel engelliler, işitme engelliler ve görme engelliler öğretmenliği mezunlarının "Özel Eğitim Öğretmeni" olarak atanmaya başlandığını hatırlattı. MEB'in, YÖK'ten de özel eğitim öğretmeni yetiştirilmesi süreciyle ilgili yeniden yapılanma talep ettiğini ifade eden Şişman, 17 devlet ve 4 vakıf üniversitesinde zihin engelliler, 3 devlet üniversitesinde işitme engelliler, 1 devlet üniversitesinde görme engelliler, 1 devlet ve 4 vakıf üniversitesinde ise üstün zekalılar öğretmenliği lisans programı bulunduğunu bildirdi. MEB'e ait son 5 yılın rakamları incelendiğinde, 2010-2015 arasında örgün eğitimdeki özel eğitim öğrencilerinin sayısında yüzde 83,6'lık bir artış görüldüğüne dikkati çeken Şişman, "2014-2015 eğitim öğretim yılında, ülkemizde örgün eğitim içinde toplam 259 bin 282 özel eğitim tanısı almış öğrenci olduğu ve 10 bin 596 öğretmenin özel eğitim okullarında görev yaptığı görülmektedir. Özel eğitim öğrenci sayısındaki artış aynı hızda devam ederse, özel eğitim öğretmeni ihtiyacı da gittikçe artmaya devam edecek" dedi. "Farklı yetersizlik alanlarında donanımlı öğretmenler yetiştirmek istiyoruz" Bunun özel eğitim alanında yeniden yapılanmayı beraberinde getirdiğini vurgulayan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Daha nitelikli ve farklı yetersizlik alanlarında, konusunda daha donanımlı öğretmenler yetiştirmek istiyor ve bunun için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda, MEB'in talebi doğrultusunda, üniversitelerde zihinsel engelliler, işitme engelliler, görme engelliler ve üstün yetenekliler öğretmenliği olarak ayrı ayrı verilen lisans eğitimlerini birleştirmeyi planlıyoruz. Bu öğretmenlik alanlarını, tek bir lisans programı çatısı altında toplamayı ve "özel eğitim öğretmenliği" adıyla yeni bir lisan programı oluşturmayı öngörüyoruz. Branşlaşmayı da program içerisinde sağlamayı planlıyoruz. Bu çerçevede, taslak çalışmamıza göre, üniversitede, özel eğitim öğretmenliğini tercih eden öğrenciler, ilk 3 yıl ortak ders, son sınıfta ise tercihleri doğrultusunda alan seçmeli dersler alacak. Yani öğrenciler, ortak dersleri aldıktan sonra istedikleri alanda uzmanlaşacak. Böylece, öğretmen adayımız, işitme, görme, zihinsel engelliler veya üstün yeteneklilerle ilgili kendini geliştirebilecek ve öğretmen olduğunda ister zihinsel engelli ister işitme ya da görme engelli olsun, bu öğrencilere nasıl eğitim vereceğini bilecek. Farklı bir engelli grubuyla karşılaştığında, sorun yaşamayacak. Öğretmen, farklı gruplar için öğretimi nasıl farklılaştıracağını bilecek. Bu şekilde, özel eğitim öğretmenliği konusunda Milli Eğitim Bakanlığının öğretmen atama süreciyle de uyum sağlanacak." Toplantıda, bu kapsamda çalışmalar yaptıklarını anlatan Şişman, yeni oluşturulacak lisans programının genel çerçevesi belirlendikten sonra, kurulacak olan komisyon yardımıyla nihai müfredatın hazırlanacağını ve derslerin tanımlanacağını belirtti. Programın, gelecek yıl üniversite yerleştirme kılavuzunda yer alması planlanıyor Şişman, "Bu taslak çalışma daha sonra, Öğretmen Yetiştirme Çalışma Grubu'na sunulacak. Burada alınan tavsiye kararlar, YÖK'ün ilgili kurullarında görüşülecek. Kabul edilirse, üniversitelerimize bu konuda yazı göndererek, bu yeni lisans programını oluşturacağız. YÖK olarak, 2016-2017 eğitim öğretim yılında yapılacak üniversiteye yerleştirme sınavı kılavuzunda özel eğitim öğretmenliği programının yer almasını planlıyoruz. Okullarda, kaynaştırma eğitimi yaygınlaştığı için diğer öğretmenlik alanlarında okuyan öğrencilerimizin de özel eğitim dersi alması için çalışma yapacağız" şeklinde konuştu. Şişman'ın verdiği bilgiye göre, özel eğitime ilişkin dün gerçekleştirilen toplantıda, kaliteyi artırmak için özel eğitim öğretmenliği lisans programına, Lisans Yerleştirme Sınavı'na (LYS) göre ve eşit ağırlık/TM puanı ile öğrenci alınması, yeni lisans programında uygulama kısmının artırılması, isteyenlere yan alan yapma imkanı oluşturulması da önerildi.

Engelleri Kaldırdılar

Özel eğitime ihtiyacı olan engelli çocuklar için Turkcell’in Milli Eğitim Bakanlığı himayesinde başlattığı ‘Engelsiz Eğitim Programı’ kapsamında, 12 okulda tamamlanan özel teknoloji ve mesleki eğitim sınıflarında eğitimler başladı. Proje ile 40 ildeki 80 okulda 10 binden fazla engelli öğrenciye destek olunması hedefleniyor. ÖZEL eğitime ihtiyacı olan çocukların toplumsal yaşama katılımını sağlamak amacıyla Turkcell’in Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) himayesinde başlattığı ‘Engelsiz Eğitim Programı’nın sonuçları alınmaya başlandı. Haziran 2015’te hayata geçirilen ve 2 yılda 40 ilde 80 okuldaki 10 bin öğrenciye ulaşması hedeflenen proje kapsamında İstanbul Veysel Vardal Görme Engelliler İlköğretim Okulu’nda özel teknoloji sınıfları tamamlandı. Engelli öğrencilerin ihtiyaçlarına göre tasarlanan ve özel ekipmanlarla donatılan sınıfların açılışı Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı ve Turkcell Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Akça’nın katılımıyla yapıldı. 2016’DA 36 OKUL Bakan Avcı, MEB ve Turkcell işbirliği ile özel öğretim okullarında teknoloji sınıfı, özel eğitim meslek merkezlerinde atölyeler kurulmasına yönelik protokol imzaladıklarını hatırlatarak “Bu sınıflarda eğitim görecek öğrencilerimiz, edindikleri bilgileri ülkemizin yarınlarının inşasında alacakları görevlerde kullanacaklar. Bugüne kadar faklı bölgelerdeki 12 okulda çalışmalar tamamlandı. 2015’te 5 teknoloji sınıfı, 1 bilişim teknoloji sınıfı, 6 okula beceri kazandırma atölyeleri yapıldı. 2016’da ise 11 görme engelli ve 6 işitme engelli okulumuzda teknoloji sınıfı, 19 özel mesleki eğitim merkezinde atölyelerin kurulması planlandı. Böylece önümüzdeki yıl 36 okulda daha ihtiyaçları gidermiş olacağız. Engelli durumu ne olursa olsun bütün öğrencilerimizin teknolojik imkanlardan yararlanmasına, kullanıcı konumundan üretici durumuna geçebileceklerine inanıyoruz. “ HER 4 ÖĞRENCİDEN BİRİ Turkcell Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Akça ise eğitime destek vermeye devam edeceklerini belirterek şöyle konuştu: “Bundan 5-6 ay önce Türkiye’nin doğusundan batısına 80 okulda, 10 bin evladımızı meslek sahibi yapacak bu sosyal sorumluluk projesinin imzalarını attık. 45 özel eğitim merkezinde atölyeler, 35 okulda bilgisayar ve teknoloji sınıfı kurarak öğrencilerin hayallerine yaklaşmasına destek olduk. 5 ay içinde 80 okulun 10’ununda teknoloji sınıflarımızı kurduk ve görme engelliler okulundaki sınıfı hizmete açtık. Meslek atölyeleri ve teknoloji sınıflarındaki öğrencilerle bir araya geldik. Sırada, gideceğimiz 70 okul ve hayatlarına dokunacağımız binlerce öğrenci var. Hedefimiz Türkiye’de özel eğitim sınıflarında hizmet alan 10 bin çocuğumuza yani her 4 engelli öğrencimizden birine ulaşmak var. Herkesin eğitim haklarından eşit faydalanması için çalışıyoruz. Bizim için Türkiye’nin hizmetinde olmak, ekonomiye, eğitime, spora, bilime, kadın istihdamına ve engelli çalışmalarına destek vermek anlamına geliyor. Biz destek varsa engel yoktur, diyor ve destek vermeye söz veriyoruz.”Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Celil Güngör ise, “2017’nin sonuna kadar 80 olan okul sayısının 100’e çıkacağını tahmin ediyoruz” dedi. Bakan öğrencilerle yakından ilgilendi BAKAN Avcı, sınıflara giderek öğrencilerle yakından ilgilendi. Avcı, Emir Saço isimli görme engelli öğrenciye bilgisayarda yaptığı çalışmayı sorarak, “Seni, okul bitince Milli İstihbarat Teşkilatı’na alalım. Olur mu? Orada da böyle bilgi toplarsın, güzel güzel değerlendirirsin ama fişleme yok” diyerek espri yaptı. Proje bütçesi 7 milyon TL ÖZEL eğitime ihtiyacı olan engelli çocukların yetkinliklerini artırmak ve toplumsal yaşama katılımlarını sağlamak amacıyla geliştirilen Engelsiz Eğitim Programı’nın temelleri 17 Haziran 2015’te atıldı. Turkcell 5 ayda toplam 12 okulda teknoloji sınıfları ve mesleki eğitim atölyelerini kullanıma hazır hale getirdi. İki yılda tamamlanması planlanan, 7 milyon TL bütçeli projeyle, 40 ilde 80 okulda 10 binden fazla öğrenciye destek olunması hedefleniyor.

Microsoft Eğitim Çözümleri Etkinliği – Yenilikler ve İzlenimler

20 Ekim Salı günü Saint Benoît Fransız Lisesi Digital Araştırma ve Geliştirme Komitesi adına Microsot’un düzenlediği “Microsoft Eğitim Çözümleri Etkinliği”ndeydim. O gün EğitimTek ekibi ve Eğitim Teknolojileri Sertifika Programı (#etusp)’ndan aramıza katılan birçok arkadaşımızla birlikte yenilikleri takip ettik. Büyük bir ekip olarak oldukça keyifli bir gün geçirdik ve ben de o günden yansıyanları bir yazı aracılığıyla sizlerle paylaşmak istedim. Hepimizin bildiği gibi son yıllarda birçok okul eğitimde teknoloji kullanımında bazı firmalarla çözüm ortaklığına gidiyor. Microsoft da bu firmalardan biri ve geliştirdiği çözümlerle eğitim alanında da oldukça başarılı çalışmalara imza atıyor. Windows 10, Office 365, Örnek Okul Projeleri, Yenilikçi Uzman Eğitmen Programı gibi pek çok konuda geliştirilen çözümlere yazımda yer vermeye çalışacağım. Gelelim etkinlik hakkındaki izlenimlerimize… Öncelikle şunu belirtmeliyim ki bu etkinliğin gerçek öğrenen örnekleri taşıyor olması bence çok önemliydi. “Microsoft Örnek Okul” projesine katılan okulların öğretmen ve öğrencileri Microsoft Eğitim Çözümleri deneyimlerini paylaşarak somut verileri görmemizi sağladılar. Peki, ne demek örnek okul? Hemen açıklayalım: Öğrenme ortamlarında dijital eğitimi benimseyen ve öğrenenlerini Microsoft’un eğitim çözümleriyle destekleyen okullara verilen bir isim, diyebiliriz. Saint Benoit Lisesi olarak biz de “Microsoft Yardımcı Örnek Okul” projesine dahiliz. Bizler Microsoft’un yanı sıra dijital eğitimde “Eğitim için Google Uygulamaları” ve “Moddle” gibi platformlardan da yararlanıyoruz. Microsoft, “Yenilikçi Uzman Eğitmen Programı” adında bir başka projeyle de eğitmenleri desteklemeyi hedefliyor. Dünyanın her yerinden çok sayıda eğitmenin dahil olduğu bu programla uzman eğitmenler kaynaklara ulaşabiliyor, birbirleriyle iletişim kurabiliyor ve paylaşımlarda bulunabiliyorlar. Elbette bu sonsuz beyin fırtınası her bir eğitmenin sınıfına yani öğrencilerimize de yansıyor. Bu yıl ben de bu programa dahil olmaya hak kazandım ve bu yeni unvanla üretmeye ve #paylaşmakgüzeldir’e inanmaya devam ediyor olacağım. Biraz da öğrencilere yönelik bir proje olan ve beni son derece heyecanlandıran “Öğrenci Elçi Programı”ndan bahsedeyim. Sadece örnek okul ve yardımcı örnek okul projesine dahil olan lise seviyesindeki öğrencilere açık olan bu programla öğrenciler, çeşitli şehir ve ülkelerdeki konferanslara katılabiliyor, öğrenme deneyimlerini paylaşabiliyorlar. Bunun öğrenciler için çok büyük bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Microsoft, kendi öğrenme sorumluluğunu alabilen, üreten ve her platformda paylaşabilen öğrenciler yetiştirmemize güzel bir katkı sağlıyor. Konferansın belki de en çarpıcı cümlesi “Dünyaya bakış açınızı değiştirdiğinizde gördüğünüz dünyayı da değiştirirsiniz.” cümlesiydi. Bunu eğitime bakış açısı şeklinde de yorumlamak gerektiğine inanıyor ve yenilikçi bir eğitim için farklı pencerelerden bakabilmenin önemini vurgulamak istiyorum. Artık öğrenciler farklı yollardan öğrenmeyi tercih ediyorlar. Dünyaları rengarenk ve teknoloji en iyi arkadaşları. Oyunları da unutmamak gerek tabii. Madem ki öğrenciler oyun oynamayı seviyor neden oyunu bir öğrenme aracı olarak da kullanmasınlar? Aşağıdaki video aslında tam da bunu anlatıyor. Bir dönem oldukça tartışma yaratan ve hatta yasaklanan Minecraft oyununa eğitim çözümü olarak bakan Microsoft öğrenme çıktılarını görmek için sabırsızlandığımız bu videoyu bizlerle konferans sırasında paylaştı. Dilerseniz videoyu izledikten sonra buraya tıklayarak daha fazla bilgi edinebilirsiniz.

MERAK ETTİKLERİNİZ

Yaygın Gelişimsel Bozukluk

Tam olarak otizmin tanısal ölçütleri karşılamayan ama otistik belirtiler gösteren çocuklar için kullanılan tanıdır. Atipik yaygın gelişimsel bozukluk veya atipik otizm olarak da bilinir. Atipik otizm, otizm yada Asperger sendromunun bazı özelliklerinin görünüp bazılarının görünmemesi durumunda, yani şüpheli durumlarda konulan bir tanıdır. Karşılıklı toplumsal etkileşimde bozulma şeklinde görülür. Sözel ve sözel olmayan iletişim becerilerinin gelişmesinde bozukluk görülür. Basmakalıp davranışlar, belli bir konuya ilgi ve etkinlikler mevcuttur. Atipik otizm; dil ve sosyal iletişimle ilgili sorunlar, dilin amaca yönelik kullanımındaki problemler, aşırı çekingenlik, aşırı utangaçlık, gündelik ve özel yaşamında belli ilkelere aşırı bağlılık gibi durumlarla kendini gösterebilir. İlerleyen yaşla tanı değişebilir ve durum bir kişilik özelliğine dönüşebilir. Otistik belirtiler zamanla kaybolabilir; iyi eğitimle ve elverişli şartlarda durum tamamen normale dönebilir. Bu açıdan, erken tanı ve eğitime geçiş önemlidir. Ağır formu yoktur ve hafif otizmden ayrılması zordur. Bu nedenle normal gelişimin bir parçası olarak görülebilir. Mizah duygusunu anlama ve ifade etmede, karşı cinsle ilişki başta olmak üzere insan ilişkilerinde hep ciddi sorunlar yaşanır. Ciddi dil sorunları yoktur. Çevresine ve kendisine zarar verici davranışlar görülmez.. Belirtilerin şiddeti ve bir araya geliş yoğunluğu, toplumsal yaşayış ve düzeni bozacak bir sınırı aşmaz. Ancak, bu çocukların da tam otizm belirtileri gösteren çocuklar gibi eğitim almaları gerekmektedir.

Dezintegratif Bozukluğu

Dezintegratif Bozukluğu olan çocuklarda doğumdan itibaren en az iki yıl tamamen normal gelişim kaydedilir. Belirtiler sıklıkla 3-4 yaş arası görülmeye başlar. Bu tanıyı koyabilmek için belirtilerin 10 yaştan önce gelişmiş olması gerekir. Öncesinde normal işlev gören çocuğun 3-4 yaşlarında başlayan zekâ, dil ve sosyal işlevlerinde birkaç ay içinde gelişen yıkımdır. Çocukluğun Dezintegratif Bozukluğu DSM-IV tanı ölçütleri şunlardır: A- Doğumdan sonraki iki yıl içinde yaşına uygun sözel ve sözel olmayan iletişim, toplumsal ilişkiler, oyunlar ve uyumsal davranışların olması ile kendini belli eden görünüşte normal gelişmenin olması, B- Aşağıdakilerden en az iki alanda daha önce edinilmiş olan becerilerin (10 yaşından önce) klinik olarak önemli ölçüde yitirilmesi. Bunlar arasında, 1- Sözel anlatım ya da dili algılama, 2- Toplumsal beceriler ya da uyumsal davranış, 3- Bağırsak ya da mesane kontrolü, 4- Oyun, 5- Motor Beceriler yer almaktadır. C- Aşağıdakilerden en az iki alanda olağan dışı bir işlevselliğin olması: 1- Toplumsal etkileşimde nitel bir bozulma (sözel olmayan davranışlarda bozulma, yaşıtlarıyla ilişki kuramama, toplumsal ya da duygusal karşılıklar verememe vb.) 2- İletişimde nitel bozukluklar (konuşulan dilin gelişiminde gecikme olması ya da hiç gelişmemiş olması, bir söyleşiyi başlatamama ya da sürdürmede, dilin basmakalıp ve yineleyici bir biçimde kullanılması, çeşitli imgesel oyunlar oynamama vb.) 3- Motor basmakalıp davranışlar ve mannerizmler de içinde olmak üzere davranış, ilgi ve etkinliklerde sınırlı, basmakalıp ve yineleyici örüntülerin olması.

Asperger Sendromu

Genellikle çocukluk çağında ortaya çıkan kendisini daha çok sözel olmayan iletişim alanında gösteren bir bozukluktur. Çocukluk çağında tanımlanmakla birlikte erişkinlerde de görülebilir. Sendromun en önemli belirtisi aşırı içe kapanıklılıktır. Bunun yanısıra tekrarlayıcı davranışlar, tekdüze bir konuşma, belli bir konuya aşırı ilgi diğer önemli belirtilerdir. Sendrom 3-4 yaşlarından sonra yavaş yavaş belli olmaya başlar. Çocuklar genellikle 3-4 yaşına kadar yaşıtlarının gösterdikleri gelişim özelliklerini gösterirler. Asperger Sendromu olan kişiler genellikle özel bir alanda oldukça yeteneklidirler. Asperger Sendromu olan kişiler uygun ortam sağlandığında çok başarılı olacaklardır. Erkek çocuklarında daha sık görülür. Asperger sendromuna sahip olan çocuklarda aşırı içe kapanıklık durumu ana belirtidir. Sendromun diğer belirgin özellikleri şöyle sıralanabilir: Belli bir konuya abartılı ilgi duyarlar. Bazı konularda her ayrıntıyı bilebilirler. Toplumsal ilişkilerde uygun duygusal karşılık veremezler. Göz ve yüz kontağı kuramayabilirler. Yüz ifadesini duruma uygun olarak değiştiremeyebilir. Vücut duruşunu duruma uygun hale getiremeyebilir. Duruma uygun olmayan mimik ve jestlere sahiptirler. İletişim başlatmada ve sürdürmede sorun yaşarlar. Duygu ve düşünceleri paylaşmak için doğal bir gereksinim duymayabilir. Tekrarlayan motor hareketleri vardır. (Elleri yanda sallama gibi) Konuşmaları uygun ifade ve tonlamadan yoksundur, bu nedenle tekdüze, motor gibi konuşurlar. Gündelik işlerdeki alışageldik rutin davranışlarda esneklik gösteremezler. Çevreye karşı duyarsızdır. Karşılarındaki insanların duygularını, sözel olmayan iletişimi anlayamazlar.

Zeka Geriliği (Mental Retardasyon)

18 yaşın altında başlayan belirgin olarak ortalamanın altında (zeka bölümü yaklaşık 70-75 ya da altında) zihinsel işlevler ve eşlik eden uyum bozukluğu ile belirlenmektedir. İletişim Öz Bakımını Yapabilme Ev yaşamı Toplumsal veya Kişiler Arası Beceriler Toplumun Sağladığı Olanakları Kullanma Kendi Kendini Yönetip Yönlendirme Okulla İlgili İşlevsel Beceriler İş Boş Zamanlar Sağlık ve Güvenlik Alanlarında Kültürüne ve Yaşına Uygun Beklenen Davranışları Yerine Getirme Alanlarından En Az İkisinde Uyum ve İşlevlerinde Belirgin Sınırlılık Olması halidir. Zeka Geriliğinde bilinen nedenler; kalıtsal koşullar, akraba evliliği, anneye ait hastalıklar (kızamıkçık, frengi, HIV, AIDS, vb. bulaşıcı hastalıklar, annede gebelikte tansiyonun düşük-fazla olması, kalp hastalığı, şeker hastalığı, böbrek hastalığı), çocukta menenjit, bebeğin beyninin glikozsuz kalması sonucu ortaya çıkan beyin harabiyeti, doğum sırasındaki travmalar, doğumun uzun sürmesi, sarılık, çevre şartları (uyarıcı eksikliği, beslenme), vb. Zeka Geriliğinin tanımlanmasının önemi, gerekli olan doğru ve uygun eğitimle bu kişilerin topluma ve ailesine kazandırılmasının mümkün olmasıdır. Zeka GERİLİĞİNDE ZEKA DÜZEYİNİN SINIFLANDIRILMASI: Hafif Derecede Zeka Geriliği: Çocuk okula başlayıncaya kadar akranları ile hemen hemen aynı düzeydedir. Bu nedenle okuldan önce farkedilmemektedir. Yetişkinlikte meslek yaşamında başarısızlık yaşayabilir. Kendisine bakabilir ancak sosyal, mali konularda yardıma ihtiyaç duyabilir. Orta Derecede Zeka Geriliği: Beyin hasarı, fiziksel bozukluk ve nörolojik işlevsizlikler gibi diğer problemlere sahip olma (koşma, tırmanma, yakalama, sınırlı bir alanı boyama, vb). günümüzde bu çocuklara yaşamlarını sürdürebilmeleri ve üretici olabilmeleri için bireysel düzeyde yardım-danışmanlık sağlanmakta ve başarılı sonuçlar alınmaktadır. Ağır Derecede Zeka Geriliği: Sürekli yardım, denetim altında olma, kısa süreli iletişim kurabilme, yaşamı sürdürmede başkalarının yardımına ihtiyaç duyma. İleri Derecede Zeka Geriliği: Tam bir denetim altında olarak tüm yaşamı hemşire-bakıcı gözetiminde geçirme, ciddi fiziksel rahatsızlıklar. ZEKA GERİLİĞİNDE EĞİTİMİN ÖNEMİ: Zeka Geriliği olan kişiler için bireyselleştirilmiş eğitim programları hazırlanmakta ve uygulanmaktadır. Bu programların amacı; zeka geriliği olan bireylerin, neyi, nasıl, nerede öğrenmeye gereksinim duyduklarının belirlenerek bireyin; takvim yaşına, sahip olduğu zihinsel, dil, psikososyal, motor, özbakım becerilerine uygun olarak hazırlanan bu programlar ile bireyin yaşama uyum becerilerini en iyi düzeye getirmektir. ÇOCUK SAHİBİ OLMAK İSTEYEN AİLELERE ÖNERİLER: Hamileliğin Takip Edilmesi Akraba Evliliklerinin Önlenmesi Anne-Babada Kan Uyuşmazlıklarının Yapılan Testlerle Belirlenmesi Anne ya da Babada Kalıtsal Hastalıkların Bulunması Halinde Tetkikler Yapılarak Ortaya Çıkabilecek Hastalıkların Önlenmesi Hamile ya da Anne Olmayı Düşünen Bireylerin Eşleri İle Birlikte Danışma Merkezlerine (Sağlık Ocakları, Hastaneler, vb) Başvurarak Bilgi Alması Unutmayın: Zeka Geriliğinde erken tanı erken tedavi şansı verir. Bu da tedavinin şansını arttırarak bireye, aileye, topluma zaman, gider ve kazanç aşamasında yarar sağlar.

Kas Hastalıkları

Kas Hastalıkları (Nöromüsküler Hastalıklar), adından anlaşılacağı üzere, kas ve sinir sisteminde fonksiyon bozukluklarına, kaslarda erimeye ve güçsüzlüğe yol açan, bir çok çeşidi bulunan, büyük çoğunluğu genetik (kalıtımsal) bozukluklardan meydana gelen rahatsızlıklardır. Belirtileri Nelerdir? Bu tür hastalıklar genelde erken yaşta görülüyor. İleri yaşlarda da başlayan çeşitleri mevcuttur. Merdiven çıkmada zorlanmalar, oturduğu yerden kalkarken zorlanma, sık sık düşmek, hareketlerde yavaşlama v.s. gibi güç gerektiren günlük hareketlerde yavaşlama, kısıtlamalar ve zorluklarla kendini gösterir. Duchenne Müsküler Distrofi Fasiyo Skapula Humeral Müsküler Distrofi Becker Müsküler Distrofi Skapulaperoneal Müsküler Distrofi

Rett Sendromu

Daha çok kız çocuklarında görülen bir sendromdur. Doğum öncesinde ve doğumdan sonraki ilk beş ay içerisinde çocuk normal gelişim gösterir. Rett Sendromu olan çocuklarda doğumdan sonraki ilk beş aydan sonra Yaygın Gelişimsel Bozukluk belirtileri görülmeye başlanır. 5 ay ve 48 aylık dönemler arasında çocuğun kafa gelişimi yavaşlar. 5 ila 30 uncu aylar arasında daha önceden kazanılmış olan istemli el, kol hareketleri kaybolur. Epilepsi nöbetlerine benzer nöbetler görülebilir. Bozukluğun başlangıcını izleyen ilk birkaç yıl içinde çevreye olan ilgi azalmaya başlar. Vücut ve gövde hareketlerinin koordinasyonu bozulur. Amaca yönelik olmayan tekrarlayıcı hareketler ortaya çıkar. Bunlar; Ellerini göğüs hizasında tutup oğuşturma, Ellerini yalama, El çırpma, Eli ağza sokma, El bükme, Diş gıcırdatma, Hava yutma, hava verme, Ani gülme ve ağlama atakları. Ayrıca Rett Sendromlu çocuklarda uyku problemleri, skolyoz (bel kemiğinin "s" şeklini alması), küçük ayaklar, göz kontağı olmaması, büyümede gecikme, EEG de anormallik, bacakları geniş açarak yürüme gibi bozukluklar görülür. Kazanılmış olan sosyal davranışlar kaybolur. Sosyal ilgi ve becerileri giderek yavaşlar. Alıcı ve ifade edici dil gelişimlerinde ileri derecede bozukluklar ortaya çıkar. Söyleyebildiği hece ve seslerin kaybolduğu gözlenir. Zihinsel alanlarda ileri derecede bozukluklar ortaya çıkar. Bu bozukluklar kalıcı ve ilerleyicidirler. Rett Sendromu 4 evreden oluşmaktadır. 1.EVRE Başlangıç evreside denir. Rett Sendromu belirtilerinin görüldüğü veya şüphelenildiği evredir. 5 aydan 1.5 yaşa kadar olan dönemdir. Bebeğin göz kontağı kuramaması, çevresine olan ilgisinin azalması, kafa gelişiminde yavaşlama ve motor becerilerde gerileme görülür. 2.EVRE Bu evre 1.5 ile 4 yaşa kadar sürebilen bir dönemdir. Tekrarlayıcı el hareketleri artar. Bu dönemde solunumda bozukluklar ortaya çıkar. Nefes tutma, hava yutma gibi belirtiler göze çarpar. Yürümede dengede bozukluklar vardır. Sosyal becerileri kaybetmenin yanı sıra otistik özelliklerde görülür. 3.EVRE Bu evre 2 ile 10 yaşa kadar sürebilen bir dönemdir. Motor gelişimdeki bozukluklar artmıştır. Ağlama, huzursuzluk, sinirlilik gibi davranışlarda azalma görülür. Nöbetler artar, bir çok Rett Sendromlu çocuk hayatının çoğunu bu evrede geçirebilir. 4.EVRE 5-15-25 yaşları arasında yaşanan bir dönemdir. Genellikle 10 yaşından sonra başlar. Bazı rett sendromlu çocuklar hiç yürüyememişken, bazıları ise yürümeyi bırakırlar. Tekrar edilen hareketlerde azalma görülebilir. skolyoz göze çarpar. Gözünü dikip bakma özelliği devam eder. Bu çocuklarda beklenildiği yaşta ergenlik başlar. TEDAVİ VE BAKIM Rett Sendromlu çocuklarda yapılan tedavilerde fizik tedavi, beslenme (diyet) tedavisi, Ca+Folinat tedavileri kullanılmaktadır. Diyet Tedavisi: Rett Sendromlu çocuklarda iç alerjik, saklı alerjik durumlar ortaya çıkabilir. Bazı iç organlarda tahribata rastlanabilir. Bu sebeplerden dolayı bu çocukların beslenmesinde doktorlarla işbirliği içerisinde olunmalıdır. Ayrıca Folikasit tedavisi de kullanılmaktadır. Verilecek eğitim ile ergenlik dönemine doğru sosyal iletişimde düzelmeler olabilir.

TÜMÜ
+90(232) 487 52 77
+90(232) 448 72 26
İnkılap Mahallesi Hatboyu Caddesi
No: 223/A Şirinyer/ BUCA/ İZMİR

İşlem başarılı bir şekilde gerçekleşmiştir. İlginize teşekkür ederiz.

;